Tarih bazen makamı arayanları değil, makamın aradığı isimleri öne çıkarabiliyor. Roma Cumhuriyeti'nin sembol isimlerinden Cincinnatus, ülkesinin sorun yaşadığı dönemde göreve çağrılmış, kendisine verilen olağanüstü yetkiyi kullandıktan sonra çiftliğine geri dönmüştü. Aradan yüzyıllar geçmesine rağmen hatırlanmasının nedeni kazandığı makam değil, makama karşı koyduğu mesafeydi.
Mansur Yavaş'ın bugünkü siyasi pozisyonunu elbette Cincinnatus'la birebir kıyaslamak mümkün değil. Ancak siyasetin değişmeyen bir kuralı var: Bazen bir makamı istemekle, şartlar oluştuğunda o makam için toplumun bir bölümü tarafından çağrılmak aynı şey değildir. (*Cincinnatus, MÖ 5. yüzyılda yaşamış Romalı devlet adamı ve komutan.)
ANKARA'DA BİR HARARET, BİR GİZEM...
Bu girizgah son günlerde Ankara'da konuşulan senaryolara kapı aralamak, bir dosyanın kapağını az da olsa açabilmek içindi.
Başkent'te bir hararet... Bir gizem... Hem iktidar hem de muhalefet cephesinde siyasi hareketlilik var.
İktidar, kaybettiği oyların bir bölümünü toparlarken, muhalefet parçalanmanın ilk şaşkınlığını üzerinden atmaya çalışıyor.
Özgür Özel'in kurduğu yeni parti ana muhalefet konumuna gelirken, CHP solda ikinci parti pozisyonuna geriledi.
Bu yeni tablo Cumhurbaşkanlığı hesaplarını da değiştirdiği gibi siyasetin taşlarını da yeniden dizebilir.
Yeni Parti, çizgisinin Mansur Yavaş’ın olası cumhurbaşkanlığı adaylığına karşı olmadığı, aksine şartlar oluşursa Yavaş’ı güçlü bir seçenek olarak gördüğü söylenebilir ama Yavaş'ın Özel ve İmamoğlu'na tam olarak güvendiğini düşünmüyorum.
DEĞİŞEN DENKLEMDE DEĞİŞMEYEN İSİM: MANSUR YAVAŞ
Şu bir vaka tabi ki...
Değişen denklemin merkezindeki isimlerden biri hiç değişmiyor: Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş...
Çünkü Yavaş bugün yalnızca Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı değil, farklı siyasi mahallelerden oy alabilme kapasitesini göstermiş ender isimlerden biri. Üstelik gücü, adaylık talep etmesinden değil, adaylığının başkaları tarafından sürekli gündeme getirilmesinden de geliyor.
YAVAŞ İÇİN YENİ CUMHURBAŞKANLIĞI DENKLEMİ
Ankara'da bir süredir Yavaş'ın önüne farklı siyasi seçenekler getiriliyor.
Yeniden Refah Partisi, İYİ Parti ve Anahtar Parti gibi farklı seçmen tabanlarına hitap eden siyasi çevrelerden de Yavaş'a Cumhurbaşkanı adayı olması yönünde mesajlar geliyor.
CHP'nin solda ikinci partiye gerilediği yeni tabloda, Yavaş'ın Cumhurbaşkanlığı adaylığı için mutlaka CHP çatısı altında hareket etmesi gerektiği tezi de eski gücünü bir hayli kaybetmiş durumda.
Hatta Ankara'da daha ileri bir ihtimal konuşuluyor:
Yavaş, mevcut partilerden birinin adayı olmak yerine yeni bir siyasi merkezin adayı haline gelebilir, ya da bağımsız bir irade ortaya koyabilir...
Çünkü Yavaş'a “Aday ol” diyen siyasi çevrelerin aynı parti çatısı altında bulunmaları gerekmiyor. Farklı siyasi çizgilerde durarak aynı aday etrafında buluşabilirler.
BİR TARAFTA ADAYLIK, DİĞER TARAFTA “OPERASYON” FISILTILARI
Tam da bu siyasi trafik yaşanırken Ankara kulislerinde Mansur Yavaş ve Ankara Büyükşehir Belediyesi'ne yönelik bir “operasyon” yapılacağı iddiaları dolaşıyor.
Altını özellikle çizelim:
Bunlar şu aşamada mutlak doğrulanmış bilgiler değil, ancak zamanlaması dikkat çekici. Bir tarafta Yavaş'ın Cumhurbaşkanlığı adaylığı için yeni seçenekler konuşulurken, diğer tarafta adli ve siyasi senaryolar gündeme getiriliyor.
Dahası, operasyon söylentilerinin kaynaklarından bir bölümünün muhalefet çevreleri olduğu öne sürülüyor.
Muhalefetin kimi etkili kliklerinde, Yavaş'ı operasyon söylemleriyle baskı altında tutarak yönlendirmek isteyen güçlü bir iradenin varlığından söz ediliyor.
Daha açık yazayım:
“Başkanım, size operasyon olacakmış!” diyenlerin önemli bölümü muhalefet kanadından...
Bu nedenle Ankara'da şu soru soruluyor:
Bu söylentiler Yavaş'ın önündeki Cumhurbaşkanlığı seçeneğini baskılamak için dolaşıma sokuluyor olabilir mi?
Belki de...
Bu soruya kesin bir cevap vermek şu aşamada mümkün değil.
YAVAŞ NEDEN YANIT VERMİYOR?
Peki Mansur Yavaş ne yapıyor?
Bana göre kendisine getirilen siyasi tekliflere kapıyı kapatmıyor ama sonuna kadar da açmıyor.
Mesajı net:
“Benim görevim Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı.”
Bu cümleyi basit bir kaçamak cevap olarak görmemek gerekiyor.
Bugün “Cumhurbaşkanı adayıyım” dese siyasi aktörler pozisyon almak zorunda kalacak ve belki kendisi de açık hedef haline gelecek.
“Aday değilim” dese önündeki en önemli siyasi seçeneği ortadan kaldıracak.
İkisini de yapmıyor.
Bekliyor.
PARTİLERİN DEĞİL, SEÇMENİN ADAYI MI?
Malum ki artık eski denklem yok.
Özgür Özel'in yeni partisi ana muhalefette, CHP solda ikinci parti konumunda. Merkez sağ, milliyetçi ve muhafazakâr alanda ise farklı siyasi aktörler var.
Bu parçalı tablo Yavaş'ın önüne yeni bir seçenek çıkarabilir:
Partilerin değil, farklı seçmen kümelerinin ortak adayı olmak...
Belki de Yavaş'ı diğer potansiyel adaylardan ayıran özellik burada ortaya çıkıyor. Milliyetçi, muhafazakâr, merkez sağ ve sosyal demokrat seçmenin aynı isim üzerinde konuşabilmesi Türk siyasetinde çok sık rastlanan bir durum değil. Bu nedenle Yavaş'ın bugün bütün kartlarını açmaması anlaşılabilir.
Neden kendisini bugünden tek bir siyasi bloğa bağlasın?
Önünde zaman var ve siyaset yeniden şekilleniyor.
Üstelik Cumhurbaşkanlığı makamına talip olduğunu ilan etmeden, o makam için adı en güçlü biçimde konuşulan isimlerden biri olmak siyasette herkesin elde edebileceği bir pozisyon değil.
Çünkü bazı adaylıklar parti genel merkezlerinde hazırlanır, bazı adaylıkları ise seçmenin beklentisi büyütür.
Konfüçyüs'ün siyaset düşüncesinde yönetimin temel unsurlarından biri halkın güvenidir.
Belki de Yavaş'ın asıl siyasi sermayesi tam burada:
Bir partinin sınırlarına değil, farklı seçmen kesimlerinin güvenine ulaşmak...
Bir tarafta kendisini Cumhurbaşkanlığına çağıranlar, diğer tarafta “operasyon” söylentileri...
Ortada ise henüz hiçbir siyasi yapıya bağlanmamış güçlü bir Cumhurbaşkanlığı ihtimali var.
Machiavelli’nin siyaset anlayışında yalnızca irade yetmez; şartlar ve zamanlama da belirleyicidir. Siyasetçinin mahareti ise şartları doğru okumak ve zamanı geldiğinde doğru hamleyi yapabilmek değil midir?
Mansur Bey ile yaptığım bir röportaj sonrası "Belli bir yaştayım. Makam hırsım hiç olmadı. Beni bazı makamlara yakıştıranlara tesekkür ederim. İhtirasla, nefisle gelecek hiç bir makamı istemem" demişti.
Şunun altını çizmek isterim...
İzlenimlerime göre...
Mansur Yavaş’ın makamperest bir kişiliği yok. Toplumsal bir konsensüs oluşmadığı takdirde Cumhurbaşkanı adaylığını elinin tersiyle itmesi bana hiç şaşırtıcı gelmez...
ABD UFO DOSYALARINI NEDEN ŞİMDİ AÇIYOR?
Yıllarca “gizli” denildi.
Görüntüler saklandı, tanıklıklar tartışıldı, dosyalar kapalı tutuldu.
Şimdi ise ABD, UFO yerine kullandığı yeni ifadeyle UAP dosyalarını parça parça kamuoyunun önüne koyuyor.
Peki neden?
Washington birdenbire şeffaflaşmaya mı karar verdi?
Yoksa burada başka bir strateji mi var?
Bence sorulması gereken soru “Uzaylılar gerçekten geldi mi?” sorusundan önce şu: ABD neden insanların UFO'lara inanmasından artık eskisi kadar rahatsız değil? Çünkü UFO tartışmasının içinde çok kullanışlı bir gri alan var.
Tanımlanamayan bir cisim gördüğünüzde onun ne olduğunu bilmiyorsunuz ama kime ait olduğunu da bilmiyorsunuz.
İşte mesele tam burada ilginçleşiyor.
ABD'nin ve diğer büyük güçlerin kamuoyuna açıklanmamış ileri askeri teknolojiler geliştirdiği sır değil. Ancak bunların UFO görüntülerinin arkasında olduğu veya gizli operasyonlarda “UFO” perdesi olarak kullanılmayacağı yönünde bir kanıt yok!
Yine de şu ihtimali tartışmak gerekiyor:
Bir gün Ortadoğu semalarında bugünün hava araçlarına benzemeyen, olağanüstü hız ve manevra kabiliyetine sahip bir sistem görülürse ne diyeceğiz?
Amerikan silahı mı?
Başka bir devletin teknolojisi mi?
Yoksa...
“Tanımlanamayan bir cisim” mi? diyeceğiz?
İşte UFO dosyalarının bugün açılmasını ilginç kılan noktalardan biri de bu.
Belki gerçekten bilinmeyen bir şeylerle karşı karşıyayız.
Belki yıllardır görülenlerin bir bölümü gizli askeri teknolojiler.
Belki de ikisi de değil.
Ama kesin olan bir şey var:
Bir devlet yıllarca sakladığı bir konuyu konuşmaya başlıyorsa, yalnızca ne söylediğine değil, neden şimdi söylediğine de bakmak gerekir.
Asıl UFO dosyası gökyüzünde değil, Pentagon'un zamanlamasında gizli olamaz mı?
VELHASIL: "Ne kadar sessiz olursan, o kadar çok duyarsın..." - Mevlana