Turktime
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
NATO’NUN KURULUŞ AMACI VE TERÖRLE İMTİHANI (1)
Adnan Küçük
YAZARLAR
22 Haziran 2022 Çarşamba

NATO’NUN KURULUŞ AMACI VE TERÖRLE İMTİHANI (1)

 

 

İkinci Dünya Savaşı sonrasında tüm dünyayı etkileyen soğuk savaş ortamında iki rakip bölgesel güç ortaya çıktı.

Birincisi hürriyetçi demokratik yönetimlerin cari olduğu Amerika ve Batı Avrupa ülkelerin içinde yer aldığı bölgesel güç yapılanması.

İkincisi, Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği (SSCB)’nin başını çektiği Doğu Avrupa ülkelerinden teşekkül eden bölgesel güç yapılanması.

II. Dünya Savaşı sonrasında SSCB, sahip olduğu güçlü ordusunu (Kızılordu) ideolojik ve iktisadi amaçlı yayılmacı politikaları hayata geçirebilmek amacıyla terhis etmemiş olmasının, dönemin Avrupa Devletleri için yeni bir Hitler korkusunu meydana getirmiş olması, Kızılordu’nun müttefik kuvvetlerden önce Berlin’e girerek bayrağını dikmiş olmasının Batılı Devletler nezdinde çok ciddi travmalara yol açmış olması, totaliter diktatörlük rejiminin cari olduğu SSCB’de yönetimin, yayılmacı arzularla komünizmi ihraç etmek isteği vb. hadiseler, Avrupa’da yeni organizasyonların, doktrinlerin ve savunma planlarının yapılmasına sebep olmuştur. Bütün bu gelişmeler neticesinde bugün de hala mevcudiyetini sürdüren NATO (Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü) kurulmuştur.

Hürriyetçi demokratik yönetimlerin cari olduğu Amerika Birleşik Devletleri ve Batı Avrupa ülkeleri soğuk savaş zemininde mukabil güç olarak NATO şeklinde örgütlendi.

NATO’nun kuruluşunu sağlayan uluslararası antlaşma 12 ülkenin katılımıyla, 4 Nisan 1949’da Washington’da imzalandı. 24 Ağustos 1949'da yürürlüğe giren NATO Andlaşması metnine imza koyan ülkeler şunlar:

ABD, Kanada,  Norveç, Belçika, Danimarka, Hollanda, Lüksemburg, İngiltere, Fransa, Portekiz, İzlanda, İtalya.

Türkiye ve Yunanistan'ın NATO'ya katılımına ilişkin Protokol, 22 Ekim 1951'de Londra'da imzalandı. Türkiye, NATO Antlaşmasını 18 Şubat 1952 günü onaylayarak (5886 sayılı kanun) NATO’ya üye oldu.

Bu sebepledir ki, Türkiye 1952 yılından bu yana NATO’nun resmi üyesidir.

14 Mayıs 1955 günü SSCB’nin organizasyonunda NATO’ya karşı dengeleyici bir güç organizasyonu olarak Varşova Paktı kuruldu. Bu karşı güç yapılanması, Batı Avrupa’da NATO’nun ihtiyaç ve önemini çok daha artırdı.

NATO, esasen hukukun üstünlüğü, bireysel haklar, demokrasi, çoğulculuk, hürriyet vb. değerleri temsil eden ülkeler tarafından kurulmuştur. En azında, NATO üyeleri, güçlü bir şekilde bu değerlere dayandığı iddiasında bulunmaktadırlar.

Varşova Paktı, demokrasi yerine totalitarizmin, çoğulculuk, bireysel haklar, hukukun üstünlüğü, demokrasi, hürriyet vb. yerine diktatörlüğün cari olduğu ülkelerce kurulmuştur.

Soğuk savaş sürecinde, bu iki güç yapılanması arasındaki ilişkiler çok katı olmuş, sürekli birbirlerini dengeleyici, birbirlerinin yayılmasını önleyici politikalar uygulanmıştır.

Bu çatışmacı süreç içinde, NATO’nun Varşova Paktına karşı en etkili askeri gücü Türkiye olmuştur.

1970 yılların son dönemlerinde, bu iki güç arasındaki çatışmalar, Türkiye’de sağ-sol şeklindeki çatışmalara sebep oldu ve Türkiye bu çatışmaların bedelini çok ağır şekilde ödedi.

NATO’nun Kuruluş Amacı

Başta Amerika olmak üzere NATO üyelerinin uyguladıkları politikaların layıkıyla değerlendirilebilmesi için, bu örgütün amacının çok iyi bir şekilde ortaya konması gerekir. Bunun için de, NATO Andlaşmasına bakmamız lazım.

NATO’nun kuruluş amacı, Birleşmiş Milletler (BM) Kanunu ile bütünlük içinde, NATO’nun kuruluş andlaşmasında belirlenmiştir.

Bu kuruluş amacı ve bu amaca ulaşmayı sağlayacak temel ilke ve kaideler, sade, açık ve daha anlaşılabilir tarzda kısaca şu şekilde sıralanabilir:

* BM Kanununun amaçlarının ve ilkelerinin esas alınması;

* Bütün halklar ve hükümetlerle barış içinde bir arada yaşama arzularının teyid edilmesi;

* Bütün halkların, hürriyetlerinin, ortak miraslarının ve uygarlıklarının, demokrasi, bireysel hürriyet ve hukukun üstünlüğü ilkeleri temelinde korunması;

* Kuzey Atlantik bölgesinde istikrar ve refahın geliştirilmesi;

* Toplu savunma ve barış ile güvenliğin korunması için çabaların birleştirilmesi;

* BM Kanunu'nda ortaya konulduğu üzere, taraf devletlerin karışmış olabilecekleri herhangi bir uluslararası anlaşmazlığın, uluslararası barış, güvenlik ve adaleti tehlikeye sokmadan barışçıl yollarla çözülmesi;

* Uluslararası ilişkilerde BM’nin amaçlarına aykırı olacak şekilde güç kullanımı ya da tehdidinden sakınılması;

* Uluslararası ilişkilerin, barışçıl ve dostane bir şekilde geliştirilmesine katkı yapılması;

* Tek tek ve ortaklaşa olarak, sürekli ve etkin öz-yardım ve karşılıklı yardımlarla, silahlı bir saldırıya karşı bireysel ve toplu bir şekilde direnme kapasitelerini korumak ve geliştirmek;

* Taraflardan herhangi birinin, toprak bütünlüğünün, siyasi bağımsızlığının ya da güvenliğinin tehdit edildiğinin düşünüldüğü zamanlarda, tüm Tarafların birlikte dayanışma içinde, mukabil şekilde hareket etmeleri; 

* Kuzey Amerika'da veya Avrupa'da, NATO üyelerinden bir veya daha fazlasına yöneltilecek silahlı bir saldırının NATO üyelerinin hepsine yöneltilmiş bir saldırı olarak değerlendirilmesi;

* NATO üyelerinden bir ya da daha fazlasına yönelik bir saldırının olması halinde BM Kanunu’nun 51. Maddesinde tanınan bireysel ya da toplu öz savunma hakkı kullanılarak, Kuzey Atlantik bölgesinde güvenliğin sağlanması ve korunması için bireysel olarak ve diğerleri ile birlikte, silahlı kuvvetlerin kullanımı da dâhil olmak üzere gerekli görülen eylemlerde bulunarak saldırıya uğrayan Taraf ya da Taraflara yardımcı olunması.

NATO Andlaşmasında BM Kanununda ifadesini bulan amaç ve ilkelerin esas alınması gerekliliğine yer verildiği için, biraz da BM Andlaşmasındaki, NATO Andlaşmasına dayanak teşkile den bazı amaçlara, tekrardan kaçınarak yer vermek istiyorum.

* Gelecek kuşakları, insanlık hayatında iki kez insanlığa tarif olunmaz acılar getiren savaş felaketinden korumak;

* Uluslararası barış ve güvenliği korumak;

* Barışın uğrayacağı tehditleri önlemek ve bunları boşa çıkarmak;

* Saldırı ya da barışın başka yollarla bozulması eylemlerini bastırmak üzere etkin ortak önlemler almak;

* Barışın bozulmasına yol açabilecek nitelikteki uluslararası uyuşmazlık veya durumların düzeltilmesini ya da çözümlenmesini barışçı yollarla, adalet ve uluslararası hukuk ilkelerine uygun olarak gerçekleştirmek;

* İktisadî, sosyal, kültürel ve insancıl nitelikteki uluslararası sorunları çözmede ve ırk, cinsiyet, dil ya da din ayrımı gözetmeksizin herkesin insan haklarına ve temel hürriyetlerine saygının geliştirilip güçlendirilmesinde uluslararası işbirliğini sağlamak.

NATO, BM kaynaklı amaçların, bölgesel ölçekte gerçekleştirilmesi amacına yönelik olarak odaklanmıştır.

SSCB’nin dağılması sürecinde 1991 yılının Temmuz ayında, birbirine rakip iki güçlü yapılanmadan Varşova Paktı tarihe karıştı.

Varşova Paktının yıkılışı ile birlikte NATO’nun da geleceği dönem dönem tartışma konusu oldu, hatta bazı NATO üyesi etkili Batılı ülkelerin Devlet başkanları NATO’nun beyin ölümünün gerçekleştiğini söylese de, bu örgüt hala varlığını sürdürmektedir. Rakipsiz olarak kalan NATO’nun, varlığını sürdürebilmek için yoğun çabalar sürdürülmektedir
Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar
 ADNAN METİN
 23 Haziran 2022 Perşembe 01:19
YÜREĞİNİZE SAĞLIK SAYIN HOCAM BAŞARILARINIZIN DEVAMINI DİLİYORUZ KOLAY GELSİN. SELAMÜNALEYKÜM.
 ADNAN METİN
 23 Haziran 2022 Perşembe 01:19
YÜREĞİNİZE SAĞLIK SAYIN HOCAM BAŞARILARINIZIN DEVAMINI DİLİYORUZ KOLAY GELSİN. SELAMÜNALEYKÜM.
Yazarın Diğer Yazıları
Sayfa başına gitSayfa başına git
Facebook Twitter Instagram Youtube
GÜNCEL SİYASET DÜNYA MEDYA MAGAZİN SPOR YAZARLAR RÖPORTAJLAR PORTRELER ANKARA KULİSİ FOTO GALERİ VİDEO GALERİ KÜLTÜR SAĞLIK EKONOMİ TEKNOLOJİ ANALİZ TEKZİP
Masaüstü Görünümü
İletişim
Künye
Copyright © 2022 Turktime