İSTANBUL'DAN KAÇIŞ
İnsanlar sadece geçinebilmek ya da okuyabilmek için memleketlerini terk etmek zorunda kalmamalı.
"İstanbul'un taşı toprağı altın." Bu söz, yıllarca milyonlarca insanın hayalini süsledi. Herkes daha iyi bir yaşam umuduyla İstanbul'a koştu.
Koştular ama birçok kişi için sonuç hayal kırıklığı oldu.
Türkiye'nin dört bir yanından insanlar akın akın İstanbul'a geldi. O yıllarda İstanbul gerçekten çok güzel bir şehirdi. Şarkılar yazıldı, şiirler yazıldı, övgüler dizildi.
Ancak nüfus hızla arttı. Gerekli planlamalar zamanında yapılamadı. Bugün yaklaşık 18 milyon insanın yaşadığı dev bir metropol haline geldi.
Sanayinin büyük bölümü burada toplandı. Üniversitelerin önemli bir kısmı da İstanbul'da kuruldu. Eğitim, iş ve sağlık hizmetleri büyük ölçüde birkaç büyük şehirde yoğunlaştı. İnsanlar da doğal olarak bu imkânların peşinden gitti.
Bugün ise İstanbul'da yaşam her geçen gün daha da zorlaşıyor. Trafik bitmiyor, kiralar sürekli artıyor, hayat pahalılığı herkesi zorluyor. İş bulmak da eskisi kadar kolay değil.
Kısacası, artık ne taşı altın ne de toprağı gümüş...
Bence Türkiye'nin her iline güçlü üniversiteler, sanayi yatırımları, hastaneler ve istihdam sağlayacak projeler yapılmalı. İnsanlar sadece geçinebilmek ya da okuyabilmek için memleketlerini terk etmek zorunda kalmamalı.
En güzel imkânlar sadece İstanbul, Ankara ve İzmir'de değil: Türkiye'nin dört bir yanında olmalı. O zaman insanlar ailelerinden ayrılmaz, doğup büyüdükleri şehirlerde yaşayabilir, çalışabilir ve geleceklerini kendi memleketlerinde kurabilirler.
İstanbul elbette çok özel bir şehir. Ancak sırf "taşı toprağı altın" denildiği için gelmek, bugün artık birçok kişi için gerçekçi bir hayal değil. Herkes yaşadığı şehrin değerini bilmeli ve Türkiye'nin her köşesinin gelişmesi için çalışılmalıdır.