İspanya, Portekiz, Andorra ve Cebelitarık’ı kapsayan İber Yarımadası’nın jeolojik yapısına dair çarpıcı bir keşif yapıldı. Kapsamlı bir bilimsel çalışma, yarımadanın her yıl yaklaşık 5 milimetre hızla saat yönünde döndüğünü kesin verilerle ortaya koydu. Uzmanlara göre bu yavaş ama sürekli hareket, bölgedeki deprem tehlikesinin yeniden değerlendirilmesini zorunlu kılıyor.
AFRİKA LEVHASI BASKI UYGULUYOR
Araştırmaya göre bu dönüşün temel nedeni, Afrika ve Avrasya tektonik levhalarının Cebelitarık ve Alboran Denizi çevresinde süregelen çarpışması. Afrika levhasının her yıl Avrasya’ya doğru yaklaşık 5 milimetre ilerlemesi, İber Yarımadası’nın özellikle güney kesimlerinde yoğun bir stres alanı oluşturuyor.
Bask Ülkesi Üniversitesi’nden Asier Madarieta-Txurruka liderliğindeki araştırma ekibi, bu hareketi tespit edebilmek için onlarca yıla yayılan deprem kayıtlarını, yüksek hassasiyetli GNSS (Küresel Navigasyon Uydu Sistemi) verileriyle birlikte analiz etti. Depremlerin odak mekanizmaları incelenerek fayların nasıl hareket ettiği milimetrik ölçekte belirlendi.
SİSMİK BÖLGELERLE BİREBİR ÖRTÜŞÜYOR
Bilimsel dergi Gondwana Research’te yayımlanan çalışmada, yarımadadaki yanal kayma ve sıkışma desenlerinin, bilinen aktif sismik bölgelerle büyük ölçüde örtüştüğü vurgulandı. Bu durum, bazı fayların sanılandan daha aktif olabileceğine işaret ediyor.


BÜYÜK ŞEHİRLER İÇİN KRİTİK UYARI
Araştırma; Lizbon, Sevilla ve Rabat gibi milyonlarca insanın yaşadığı şehirlerde deprem riskinin doğrudan etkilendiğini ortaya koyuyor. Elde edilen verilerin, aktif fay haritalarının güncellenmesine, bina yönetmeliklerinin ve acil durum planlarının yeniden ele alınmasına katkı sağlayacağı belirtiliyor.
Uzmanlar, bazı iç bölgelerde yüzey gerilimi düşük görünse bile küçük depremlerin devam ettiğine dikkat çekerek, “sakinliğin durağanlık anlamına gelmediği” uyarısında bulunuyor.
Uydu ve sismik ölçüm teknolojilerinin ulaştığı hassasiyet sayesinde, İber Yarımadası’nın bu “sessiz dönüşü” artık güvenilir biçimde izlenebiliyor. Bilim insanları, bu verilerin yer altındaki kuvvetlerin yüzeye nasıl yansıdığını anlamada kritik rol oynayacağını belirtiyor. (AA)