Turktime

Uzman Dr. Büşra Seçil Seçen'den, Doktor Mahmut Koçak ile çok özel röportaj

Uzman Dr. Büşra Seçil Seçen, TBMM 22.Dönem Afyonkarahisar Milletvekili Doktor Mahmut Koçak ile röportaj gerçekleştirdi. Koçak, Yapay zekadan, sağlık sistemine kadar birçok konuya açıklık getirdi.
ABONE OL
Abone Ol
Uzman Dr. Büşra Seçil Seçen'den, Doktor Mahmut Koçak ile çok özel röportaj
Haberler / Sağlık
5 Ağustos 2026 Çarşamba 12:54
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş

Uzman Dr. Büşra Seçil Seçen, TBMM 22.Dönem Afyonkarahisar Milletvekili Doktor Mahmut Koçak ile röportaj gerçekleşti.

İŞTE SEÇEN'İN  DOKTOR MAHMUT KOÇAK İLE RÖPORTAJI:

Sevgili Doktorum Dahiliye köşesi okuyucuları ;
bu hafta konuğum değerli TBMM 22.Dönem Afyonkarahisar Milletvekili Doktor Mahmut Koçak ile gerçekleştirdiğim ” Yapay Zekâ Doktorların Yerini Alacak mı, Yoksa Sağlık Sistemini Baştan mı Yazacak?”adlı güncel bir röportaj ile karşınızdayız. Yapay Zekâ Doktorların Yerini Alacak mı, Yoksa Sağlık Sistemini Baştan mı Yazacak?

Büşra Seçil Seçen:  Bugün yeniden tıp fakültesine başlayacak olsanız yine seçer miydiniz?

Mahmut Koçak: Hiç düşünmeden yine tıp fakültesini seçerdim. Çünkü hekimlik, bana göre sadece bir meslek değil; insan hayatına dokunmanın, toplum için fayda üretmenin en anlamlı yollarından biridir. Meslek hayatım boyunca muayene odasında hastalarımı dinledim, daha sonra kamu görevinde sağlık politikalarının nasıl şekillendiğine tanıklık ettim. Bu iki deneyim bana şunu öğretti: Sağlık, yalnızca hastalıkları tedavi etmekten ibaret değildir; aynı zamanda topluma hizmet etmektir.

Bugün tıp eğitimine yeniden başlıyor olsaydım, teknolojiyi ve yapay zekâyı çok daha yakından takip ederek kendimi bu alanda geliştirmeye çalışırdım. Çünkü geleceğin hekimi, sadece iyi teşhis koyan değil; bilimsel bilgiyi teknolojiyle buluşturabilen hekim olacaktır.

Ancak değişmeyecek tek şey var: İnsan odaklı hekimlik. Hastanın gözünün içine bakarak güven veren, onu dinleyen ve doğru kararı veren hekimin yerini hiçbir teknoloji alamaz. Yapay zekâ çok değerli bir yardımcı olabilir; ama hekimliğin temelini oluşturan vicdanı, empatiyi ve sorumluluk duygusunu üstlenemez.

BSS: Sizce gelecekte hangi uzmanlık alanları yapay zekâdan en çok etkilenecek?

MK: Bugün radyoloji ve patoloji konuşuluyor. Oysa bence asıl dönüşüm aile hekimliğinden başlayacak. Çünkü yapay zekâ milyonlarca insanın sağlık verisini sürekli analiz ederek hastalıkları belirtiler ortaya çıkmadan önce öngörebilecek. Bu nedenle geleceğin hekimleri daha az teşhis koyacak, daha çok risk yönetecek.

BSS: Bir hasta size “Yapay zekâ doktorumdan daha doğru söylüyor.” derse cevabınız ne olur?

MK: Yapay zekâ güçlü bir danışmandır.

Yakın gelecekte birçok durumda yapay zekâ, hastalıkların ilk değerlendirmesini insandan daha hızlı ve bazı alanlarda daha yüksek doğrulukla yapabilecek. Bunu inkâr etmek doğru olmaz. Ancak tıp yalnızca doğru tanı koymak değildir. Hastanın biyolojisini, psikolojisini, sosyal koşullarını ve kişisel tercihlerini birlikte değerlendirmek gerekir. Yapay zekâ olasılık üretir; hekim ise o olasılıkların içinden hasta için en doğru kararı verir.

BSS: Önümüzdeki on yılda yapay zekâ nedeniyle tamamen ortadan kalkacağını düşündüğünüz bir tıbbi uygulama var mı?

MK:  Hekimlik uygulamalarının tamamen ortadan kalkacağını düşünmüyorum. Hiçbir uygulama tamamen ortadan kalkmaz.Polikliniklerin önemli bir kısmında ilk değerlendirme süreci tamamen dijitalleşebilir. Basit enfeksiyonlar, kronik hastalık kontrolleri, reçete yenilemeleri ve laboratuvar yorumları büyük ölçüde yapay zekâ destekli sistemlerle yürütülebilir. Hekimler ise karmaşık vakalara ve karar verilmesi gereken durumlara daha fazla zaman ayıracaktır.

BSS: Türkiye bu dönüşümün neresinde?

MK: Son dönemlerde fiziki ve teknolojik olarak büyük mesafe katettik. Ayrıca Türkiye’nin avantajı büyük veri, yalnızca veri sahibi olmak yetmez. Eğer kendi büyük dil modellerimizi, klinik yapay zekâ sistemlerimizi ve tıbbi algoritmalarımızı geliştiremezsek, geleceğin sağlık teknolojisini ithal eden ülkelerden biri oluruz.Bu sağlık politikalarımızın geleceği açısından da güçlü bir mesajımız olsun.

BSS: Yapay zekâ sağlıkta en büyük fırsat mı olacak, en büyük kriz mi?

MK : Yapay zekâ ne fırsattır ne tehdittir. Elektrik neyse odur. Elektrik nasıl doğru kullanıldığında medeniyetin temelini oluşturduysa, yanlış kullanıldığında da risk oluşturduysa; yapay zekâ da aynı şekilde onu doğru yöneten toplumların geleceğini belirleyecektir. Bu basit benzetme çok akılda kalır diye düşünüyorum

BSS: Sizce geleceğin en değerli doktoru kim olacak?

MK: Geleceğin en değerli doktoru en çok bilgiye sahip olan değil, doğru soruyu sorabilen doktor olacaktır bana göre. Çünkü bilgiye herkes ulaşabilecek. Farkı oluşturan şey; muhakeme, etik ve insanı anlayabilme becerisi olacaktır.Çağdaş bakış açımız bu olmalıdır.

BSS: Yapay zekâ bir gün Sağlık Bakanı’nın da kararlarını etkileyebilir mi?

MK:  Etkilemeye başladı bile diyebiliriz. Büyük veri analizi sayesinde hastalık yükü, ilaç tüketimi, salgın eğilimleri ve sağlık harcamaları çok daha doğru analiz edilebiliyor. Bu veriler karar vericilere önemli katkılar sağlar. Ancak kamu politikaları yalnızca verilerle şekillenmez. Ekonomik koşullar, etik ilkeler, sosyal ihtiyaçlar ve toplumun beklentileri de dikkate alınmalıdır. Yapay zekâ karar vermez; daha doğru karar verilmesine katkı sağlar.

BSS: Sağlık Bakanı olsaydınız, yapay zekâ çağında Türk sağlık sistemini geleceğe hazırlamak için ilk üç önceliğiniz ne olurdu?

MK: Öncelikle şunu söylemek isterim; yapay zekâ bir teknoloji yatırımı değil, bir gelecek yatırımıdır. Bu nedenle atılacak adımların günü kurtarmaya değil, önümüzdeki 20-30 yılı planlamaya yönelik olması gerekir.

İlk önceliğim, ulusal sağlık verisinin güvenliğini ve standartlarını güçlendirmek olurdu. Yapay zekâ doğru veriyle çalışır. Kaliteli veri olmadan kaliteli sağlık hizmeti üretmek mümkün değildir.

İkinci olarak, sağlık çalışanlarının dijital dönüşümünü hızlandıracak kapsamlı bir eğitim programı başlatırdım. Yapay zekâdan korkan değil, onu doğru kullanan hekimler yetiştirmemiz gerekiyor. Çünkü gelecekte teknolojiye uyum sağlayan sağlık sistemleri öne çıkacak.

Üçüncü önceliğim ise koruyucu sağlık hizmetlerinde yapay zekâyı etkin kullanmak olurdu. Diyabet, hipertansiyon, kanser ve kalp-damar hastalıkları gibi kronik hastalıkları daha ortaya çıkmadan öngörebilen sistemleri yaygınlaştırmak, hem toplum sağlığını güçlendirir hem de sağlık harcamalarını azaltır.

Ben geleceğin sağlık sisteminin daha fazla tedavi eden değil, daha az hastalık oluşturan bir sistem olması gerektiğine inanıyorum. Yapay zekâ da bu hedefe ulaşmak için elimizdeki en güçlü araçlardan biri olabilir.

BSS: Bundan 20 yıl sonra bugünün sağlık sistemine dönüp baktığımızda, sizce en çok neye şaşıracağız?

MK:  20 yıl sonra insanlar ‘Doktorlar yapay zekâyı kullanıyordu’ demeyecek. ‘Yapay zekâsız nasıl sağlık hizmeti veriliyordu?’ diye şaşıracaklar. Ama yine de en kritik anda insanlar, kararın arkasında sorumluluk alacak bir hekimin varlığını arayacak. Geleceğin sağlık sistemi insan ve yapay zekânın rekabet ettiği değil, birlikte çalıştığı bir sistem olacak.

Bence röportajı yüksek seviyeye taşıyacak en önemli değişiklik, yapay zekâyı sadece “yardımcı teknoloji” olarak değil; teşhis, tedavi, koruyucu hekimlik, sağlık ekonomisi ve sağlık politikalarını dönüştüren temel bir altyapı olarak ele almak olur. Bu yaklaşım hem bugünün gerçeklerine daha uygun hem de önümüzdeki 10-20 yıllık dönüşümü daha isabetli yansıtır diye düşünüyorum.

Teşekkür ederim.

Doktorum Dahiliye Olarak Bir Hekimin Gözünden

Bir hekim olarak klinikte her gün şunu görüyorum: Hastalar yalnızca doğru tanıyı değil; anlaşılmayı, dinlenmeyi ve güven duymayı da bekliyor. Yapay zekâ tanı süreçlerini hızlandırabilir, kararlarımızı destekleyebilir ve sağlık hizmetlerini daha verimli hâle getirebilir. Ancak hastasının gözlerinin içine bakarak umut veren, zor karar anlarında sorumluluk alan ve güven inşa eden kişi hâlâ hekim olacaktır.

Bu söyleşiden benim çıkardığım en önemli sonuç şu: Yapay zekâ, hekimliğin alternatifi değil; doğru kullanıldığında en güçlü destekçilerinden biri olabilir. Geleceğin sağlık sistemi ise yalnızca teknolojiyle değil, bilim, etik ve insan odaklı bir yaklaşımla şekillenecektir.

Belki de artık sormamız gereken soru, “Yapay zekâ doktorların yerini alacak mı?” değil; “Yapay zekâyı daha iyi bir sağlık sistemi için nasıl kullanacağız?”

YORUM EKLE

Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır

YORUMLAR


   Bu haber henüz yorumlanmamış...

DİĞER HABERLER

Sayfa başına gitSayfa başına git
Facebook Twitter Instagram Youtube
GÜNCEL SİYASET DÜNYA MEDYA MAGAZİN SPOR YAZARLAR RÖPORTAJLAR PORTRELER ANKARA KULİSİ FOTO GALERİ VİDEO GALERİ KÜLTÜR SAĞLIK EKONOMİ TEKNOLOJİ ANALİZ TEKZİP
Masaüstü Görünümü
İletişim
Künye
Copyright © 2026 Turktime