Turktime

TBMM'de Yeni Yasama Yılı oturumu! Erdoğan: Mutabakat zemininde buluşulmalı

TBMM Genel Kurulu, 51 günlük aranın ardından yasama çalışmalarına bugün itibariyle başlıyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Meclis Genel Kurulu'nda konuştu. Erdoğan, "Millî iradenin tecelligahı olan Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin itibarını her şeyin üzerinde tutmamız gerektiği açıktır." dedi.
ABONE OL
Abone Ol
TBMM'de Yeni Yasama Yılı oturumu! Erdoğan: Mutabakat zemininde buluşulmalı
Haberler / Siyaset
1 Ekim 2026 Perşembe 14:37
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 28. Dönem 5. Yasama Yılı Açılışı dolayısıyla TBMM’de resmi törenle karşılandı.

Yasama yılının açılışında devlet protokolü ile davetiye gönderilen izleyiciler dışında TBMM'ye ziyaretçi kabul edilmeyecek.

Genel Kurul, yeni yasama yılının ilk mesaisini 6 Ekim'de yapacak.

 

CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN DA MECLİS'TE

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Meclis'in yeni yasama dönemi için Meclis'e geldi. 

Cumhurbaşkanı Erdoğan, yeni yasama yılının ülke, millet ve tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını diledi.

Konuşmasına aziz milleti, Meclis Başkanı'nı ve milletvekillerini selamlayarak başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, tarihi isimleri tek tek anarak, "Uğradığı suikast sonucu hayatını kaybeden Ali Şükrü Bey'e, milletin emanetine kastedenlerin, milletin iradesini gasp edenlerin darağacına gönderdiği Adnan Menderes'e, Hasan Polatkan'a ve Fatin Rüştü Zorlu'ya bugün bir kez daha Cenab-ı Allah'tan rahmet niyaz ediyorum." ifadelerini kullandı.

"DÜNYADA GAZİLİKLE İKİ KEZ MÜŞERREF OLAN TEK MECLİS"
Bin yıldır bu coğrafyada milletin bekası uğruna gözlerini kırpmadan hayatlarını feda eden tüm şehitlere ve vefat eden gazilere rahmet dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan çarpıcı açıklamalarda bulunarak, "Sözlerimin hemen başında şu hakikati tüm kalbimle ifade etmek istiyorum: Dünyada gazilikle iki kez müşerref olan tek meclis Türkiye Büyük Millet Meclisi'dir. Bu Meclis, milletimizin ayağına pranga, boynuna urgan geçirmeye kalkan müstevlilere karşı Millî Mücadele'yi başarıyla sevk ve idare etmiştir." diye konuştu.

Seksen kilometre öteden top sesleri gelirken bile Yüce Meclis'in çalışmasını sürdürdüğünü anlatan Erdoğan, bu mücadelenin emperyalistlerin kıskacından çıkış yolu arayan mazlum milletlere de örnek olduğunu vurguladı. Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin 1920-1923 arası tutanaklarının Türkiye'nin ikinci defa nasıl vatan yapıldığının en canlı şahitleri olduğuna dikkat çeken Erdoğan, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün 1921 senesinde Büyük Millet Meclisi'nin 2. Yasama Yılı açılışında kurduğu cümleleri hatırlatarak şunları kaydetti:

"Muhterem arkadaşlarım, bütün bir millet ölümle göz göze baktığımız mütareke günlerinden başlayarak bugüne kadar katettiğimiz mesafeleri, atladığımız sayısız müşkülatı bir kez daha hatırlayalım. Ne zaman başladığı bilinmeyen zamanlardan beri şerefi istiklal ile yaşayan milletimiz en kötü bir sona, ölümle gidiyor gibi görünmüş iken tutsaklığa karşı evladını kıyama çağıran ecdadın sesi kalplerimizde yükseldi ve bizi son kurtuluş savaşına davet etti. Artık yeis ve fütur günleri çok arkada kaldı. Memlekete kurtuluşu, gerçek yolu göstermiş ve bütün milleti kendi istiklal bayrağı altında toplamış olan Meclis-i Âliniz ikinci yasama yılına girerken ben ufkumuzda inkişafa başlayan ışıkların bu kadar felaket görmüş olan bedbaht vatanımızda iyi bir sabaha hayrolmasını dua ediyorum."

"MİLLÎ İRADENİN TECELLİGAHININ İTİBARINI HER ŞEYİN ÜZERİNDE TUTMALIYIZ"

Bir Ekim 2025'te başlayıp 10 Ağustos 2026'ya kadar devam eden 4. Yasama Yılı'nda Meclis'in önemli kararların alındığı, yoğun ve meşakkatli bir mesai dönemi geçirdiğini hatırlatan Erdoğan, siyasi parti ayırt etmeksizin tüm milletvekillerine, Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş'a ve Başkanlık Divanı üyelerine teşekkür etti. Yeni yasama yılında tartışmaların çözüm odaklı bir anlayışla, sağduyu ve suhuletle cereyan etmesini temenni eden Erdoğan, "Biz iktidar partisi ve Cumhur İttifakı olarak her zaman olduğu gibi yapıcı hareket etmeye, farklı fikir ve önerilere kulak vermeye devam edeceğiz. Millî iradenin tecelligahı olan Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin itibarını her şeyin üzerinde tutmamız gerektiği açıktır." ifadelerini kullandı.

"DEPREM BÖLGEMİZİN İHYASI İÇİN 5,4 TRİLYON LİRA HARCADIK"

Siyasetçiler olarak birinci vazifelerinin emanetini taşıdıkları aziz millete layıkıyla hizmet etmek olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir ay sonra 24. yıl dönümüne kavuşacakları iktidarları boyunca kesintisiz biçimde istikrarlı, kararlı ve samimi bir şekilde bunun mücadelesi içinde olduklarını anlattı. Altı Şubat depremlerinin üzerinden 3,5 yıldan fazla süre geçtiğini hatırlatan Erdoğan, "Hayatını kaybeden kardeşlerimizin acısı hâlâ içimizi yakıyor olsa da bugün 11 ilimizi yeniden ayağa kaldırmanın huzurunu yaşıyoruz. Milletimize verdiğimiz sözü bir kez daha tuttuk; asrın inşasını tamamladık. Toplam 455 bin 357 konut ve iş yerini hak sahibi kardeşlerimize teslim ettik. Deprem bölgemizin ihyası için cari fiyatlarla 5,4 trilyon lira harcadık." diye konuştu.

Ekonomide ve bölgede ardı ardına patlak veren savaş ve krizlere rağmen Türkiye'yi kalkınma ve büyüme rotasında tutmayı başardıklarına dikkat çeken Erdoğan, füzelerin havada uçuştuğu sıkıntılı bir dönemde tek bir vatandaşın dahi kılına zarar getirtmediklerini söyledi. Ekonomik verilere ilişkin detaylı rakamlar paylaşan Erdoğan, şunları kaydetti:

"2026'nın ilk yarısında Türkiye, yıllık yüzde 2,5 büyüdü. Yıllıklandırılmış millî gelirimiz 1,7 trilyon doları aştı. İhracatımız ağustos ayında yıllık 280,3 milyar dolarla rekor kırdı. Geçen sene yaşanan zirai don ve kuraklığın ardından tarımımız hızlı bir toparlanma kaydetti. Turizmde çevremizdeki çatışmalara rağmen güçlü seyrimizi koruduk; yılın ilk 6 ayında turizm geliri 25,7 milyar dolara ulaştı."
Savunma sanayisinde hem yeni ürünlerle millî savunma sanayisini güçlendirdiklerini hem de dünyaya satış yapan bir ülke olduklarını belirten Erdoğan, "Yılın ilk 8 ayında savunma ve havacılık ihracatımız yüzde 16,2 artışla 6,3 milyar dolara çıktı. Dış dengede sürdürülebilir bir noktadayız. Cari açığın millî gelire oranının bu yıl yüzde 2,6'da kalmasını bekliyoruz." dedi. Enerji faturasının ağırlaştığı bir yılda bu oranın ekonominin ne kadar dayanıklı hâle geldiğinin göstergesi olduğunu ifade eden Erdoğan, kamu maliyesinde disiplinden sapmadıklarını, bu yıl bütçe açığının millî gelire oranını yüzde 3,1 ile sınırlamayı ve faiz dışı fazla vermeyi hedeflediklerini dile getirdi. Fon piyasasının belli bölümünde ortaya çıkan sorunun da üstesinden başarıyla geldiklerini aktaran Erdoğan, sermaye piyasası kuralları çerçevesinde kimsenin hakkını kimseye yedirmeden bu meseleyi süratle çözdüklerini ve bu konunun iktisadi güvenliğe ve toplumsal barışa yönelik bir tehdit unsuruna dönüşmesine fırsat vermeyeceklerini vurguladı.

"YIKIM PROJESİNİN MERKEZİNDE EMPERYALİST-SİYONİST İTTİFAKI BULUNMAKTADIR"
Günlük siyasetin gelip geçici gündemlerinden azade olarak Türkiye için vazgeçilmez olduğunu düşündüğü başlıklara değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, günümüzde siyasetin çözüm üretmesi gereken meselelerin en başında toplumda iç kanamaya sebep olan yapay kutuplaşmanın yer aldığını belirtti. Bir milletin tüm fertlerinin her konuda aynı düşünmesinin mümkün ve sağlıklı olmadığını anlatan Erdoğan, "Bizim ülke ve toplum olarak en büyük zenginliğimiz esasen çeşitliliğimiz, farklılıklarımız ve renkliliğimizdir. Asırlar içinde bu farklılıklar bir uzlaşma zemininde buluşmuş, ortak sınırlar içinde ortak değerler oluşmuştur." ifadelerini kullandı.

Siyasetin farklılıkları, renkleri ve çeşitliliği bir ayrıştırma vasıtası olarak kullanmasının siyasetin fıtratına aykırı olduğuna işaret eden Erdoğan, siyasi partiler arasında rekabet olacağını ancak bunun kamplaşmayı körükleyerek çatışmaya götürülmesinin siyasetin varlık sebebiyle uyuşmayacağını dile getirdi. Yakın çevredeki hadiselere bakıldığında yerel bazdaki ayrışmaların siyaset ve toplum mühendislikleriyle birçok ülkenin yumuşak karnına dönüştürüldüğünü vurgulayan Erdoğan, çok sert uyarılarda bulunarak, "Toplumsal fay hatları kaşınmak suretiyle ülkeler içeriden çözülmek ve çökertilmek istenmektedir. Bu yıkım projesinin komuta ve kontrol merkezinde ise emperyalist-siyonist ittifakı bulunmaktadır." dedi.

Binlerce yıldır huzur, barış ve karşılıklı saygı çerçevesinde bir arada varlığını sürdüren milletin son dönemde artan bir şekilde kutuplaştırılmasının sadece iç dinamiklerle açıklanamayacağına dikkat çeken Erdoğan, "İç dinamikler bellidir; tarih içinde asırlar boyunca teşekkül etmiştir. Sünni ile Alevi, Türk ile Kürt, Müslüman ile gayrimüslim asırlar içinde huzur ve dayanışmayı esas alan müşterek bir yaşam zemini inşa etmiştir. Bu ve benzeri farklılıkları bir çatışmaya, bir kutuplaştırmaya dönüştürmek, Türkiye'nin deyim yerindeyse fabrika ayarlarını bozmak demektir." diye konuştu.

SİVİL ANAYASA ÇAĞRISI

Konuşmasının en dikkat çeken noktalardan biri de yeni ve sivil bir anayasa çağrısı yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan "Sayın Başkan, değerli milletvekilleri. Bakınız, yeni yasama yılımız tarihimizdeki ilk yazılı anayasa olan Kanun-i Esasi'nin ilanının 150. yıl dönümüne tesadüf ediyor.

Anayasal devlet girişimlerimiz biraz daha geriye gidiyor. Devlet kudretini hukukla sınırlama tecrübemiz ise bu girişimlere nispetle çok daha eskidir. Adalet, eşitlik, iyilik ve insanlık değerleri üstünde yükselen devlet töremiz aslında modern anlamıyla bir toplumsal sözleşmeden, bireyleri hukukun gücüyle birbirine bağlayan bir anayasadan başka bir şey değildir.

Son iki asırda bu hakikati modern anayasal devlet fikriyle buluşturma teşebbüsleri başarılı, başarısız pek çok sonuç doğurmuş, tartışma ve arayışlara hiçbir zaman hız kesmemiştir." dedi. 

"DARBE ÜRÜNÜ OLAN SON YETMİL YILIN İKİ ANAYASASI VAROLUŞSAL BİR KRİZLE MEFLUÇ OLMUŞTUR"

Türkiye'nin anayasa konusunda yaşadığı bazı talihsizliklerine dikkat çeken Erdoğan, "Kanun-i Esasi'nin üstünden geçen 150 yıla rağmen yeni anayasa bahsi Türk siyasetinin önünde bir imtihan olarak hâlen duruyor. Milletin sözü ve mührünü taşıma bahsinde tarihimizdeki bütün anayasa tecrübelerinde teknik veya siyasi kusurlar, eksikler bulunabilir.

Ancak darbe ürünü olan son yetmiş yılın iki anayasası varoluşsal bir krizle mefluç olmuştur. Devlet ile toplum, birey ile devlet arasındaki sözleşme silah ve süngünün gölgesi altında imzalanmıştır.

Her darbenin kendi siyasal meşruiyetini oluşturma çabası ise anayasaları sürdürülebilir bir vesayet düzeninin yol haritası hâline getirmiştir." ifadelerini kullandı. 

DARBE ANAYASALARINI ELEŞTİRDİ

Darbe anayasalarının milletin yanından değil karşısında yer aldığını vurgulayan Cumhurbaşkanı, "Darbe dönemi anayasaları, kuvvetler ayrılığının uygulanmasından ziyade sandıktan çıkan iktidar gücünün zapturapt altına alınmasına odaklanmıştır. Millî egemenliğin ve millî iradenin bürokratik oligarşi ile nasıl sınırlandırılacağını tasarlamıştır.

Yönetim istikrarını temin etmek yerine millet egemenliği üzerindeki vesayet araçlarının istikrarını sağlamıştır. Hak ve özgürlükleri kuvvetlendirmek yerine anayasayı "ama" ve "yasak" lafzına dönüştüren istisnaları işletmiştir. Devlet ve millet arasındaki birliğin, bütünleşmenin ahdi temeli olamamış, ne yazık ki gerilimleri ve tarihî çelişkileri derinleştirmiştir.

Siyaset mühendislerine, kaos tüccarlarına, toplumu ve devleti kriz üzerinden terbiye etmeye yeltenenlere yer kapıları açmıştır. Darbe anayasalarının kurduğu vesayet mimarisi sivil siyasetin önünde yeri gelmiş gerçek bir engel olmuş, yeri gelmiş kullanışlı bir mazerete dönüşmüştür." diye konuştu. 

"SİVİL BİR ANAYASA İHTİYACI İSE HENÜZ KARŞILANAMADI"

Milletvekillerine çağrıda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bu vesayetçi sistemden kurumsallaşmış bir demokrasiye geçişte önemli mesafeler aldığımız inkâr edilemez. Toplum hayatının ihtiyaçları zaman içinde pek çok değişikliği, revizyonu, reformu kaçınılmaz kılmıştır.

Gururla ifade etmek isterim ki en kapsamlı değişiklikleri yapmak da bizlere nasip olmuştur. Bununla birlikte demokrasi tecrübemizi fasılalara bölen müdahalelerin mirasını reddeden sivil bir anayasa ihtiyacı ise henüz karşılanamadı.

Üstelik bugüne kadar yapılan revizyonlarla ortaya çıkan tablo, bütünlüklü bir anayasal mimariye ihtiyacı daha da artırmıştır. Hepsinden önemlisi, köklü değişikliklerle yapısal kusurlardan geniş ölçüde arındırılan mevcut anayasamızın hâlâ darbe döneminin tortularını, izini, etiketini taşımasıdır." sözlerini sarf etti. 

"TÜRKİYE BU AYIPTAN MUTLAKA KURTULMALIDIR"
12 Eylül'ün lider kadrosu, darbeden yıllar sonra adalet önünde hesap verirken yürürlükteki anayasanın, müellif olarak onların imzasını taşımakta olduğunu hatırlatan Erdoğan, "Açık söylüyorum, milletimiz buna ne layıktır ne de razıdır. Türkiye bu ayıptan mutlaka kurtulmalıdır. Başka hiçbir gerekçesi olmasa dahi üstüne bastığımız zemine düşen bu gölgeyi kaldırmak, sistemi bu lekeden arındırmak, harekete geçmek için yeterli bir nedendir.

Bu yönüyle yeni ve sivil bir anayasa hedefi, Türk demokrasisinin rüştünü ispat mücadelesidir. Millet egemenliğinin kalkış noktası olan bu Gazi Meclisimiz, her dönem, her koşulda anayasa yapmaya ehildir, yetkilidir.

Fakat sahip olduğu siyasi çeşitlilik hasebiyle içinde bulunduğumuz dönem, bir anayasa teşebbüsü için belki de en ideal dönemdir. Bu Meclis, Türkiye'nin millî ve hayati meseleleri söz konusu olduğunda müzakere ve uzlaşma kapasitesinin sağlamlığını zaten göstermiştir." ifadelerine yer verdi. 

 

YORUM EKLE

Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır

YORUMLAR


   Bu haber henüz yorumlanmamış...

DİĞER HABERLER

Sayfa başına gitSayfa başına git
Facebook Twitter Instagram Youtube
GÜNCEL SİYASET DÜNYA MEDYA MAGAZİN SPOR YAZARLAR RÖPORTAJLAR PORTRELER ANKARA KULİSİ FOTO GALERİ VİDEO GALERİ KÜLTÜR SAĞLIK EKONOMİ TEKNOLOJİ ANALİZ TEKZİP
Masaüstü Görünümü
İletişim
Künye
Copyright © 2026 Turktime