ABD'li enerji devi Chevron'un Üst Yöneticisi (CEO) Mike Wirth, Orta Doğu'daki çatışmalar ve azalan küresel ham petrol stokları nedeniyle önümüzdeki iki ay içinde petrol fiyatlarının yükselmesinin muhtemel olduğunu açıkladı.
Nefes'in aktardığına göre, Bernstein tarafından düzenlenen konferansta ve Financial Times gazetesinde konuşan Mike Wirth, çatışmaların küresel piyasalardan günde 12 ila 13 milyon varil petrolün çekilmesine yol açtığına dikkat çekti. Stokların azalmasıyla piyasanın şok emme kapasitesinin düştüğünü vurgulayan Wirth, haziran ve temmuz aylarına yönelik beklentilerini şu sözlerle aktardı:

“Tamponlar ve şok emiciler giderek tükeniyor. Piyasanın bu dengesizliği absorbe etme kapasitesi, başlangıç noktasına kıyasla bugün ciddi ölçüde azalmış durumda. Önümüzdeki birkaç hafta içinde bu baskıların fiziki fiyatlara daha doğrudan yansıdığını görmemiz muhtemel. Haziran ayına ve özellikle temmuza girerken daha fazla yukarı yönlü baskı bekliyorum.”
AKIŞIN NORMALE DÖNMESİ 2027 YILINI BULABİLİR
Sektör temsilcileri, küresel petrol akışının beşte birinin geçtiği Hürmüz Boğazı'ndaki kriz sona erse bile arzın eski kapasitesine dönmesinin zaman alacağını ifade ediyor. Birleşik Arap Emirlikleri'nin devlet petrol şirketi Adnoc'un CEO'su Sultan al-Jaber, katıldığı bir etkinlikte normalleşme takvimini şu öngörüyle paylaştı:
“Çatışma öncesi akışların yüzde 80’ine dönmek en az dört ay alacak. Tam akışlar ise 2027’nin ilk, hatta ikinci çeyreğinden önce geri dönmeyecek.”
YENİ REZERV STRATEJİLERİ VE RESESYON RİSKİ
Orta Doğu’daki petrol ve gaz altyapısında oluşan hasarın onarılmasının on milyarlarca dolara mal olacağını belirten Mike Wirth, bu durumun fiyatlar üzerinde ilave bir yük oluşturacağını savundu. Yaşanan krizlerin hükümetleri şoklara karşı korunmak için yeniden petrol rezervi biriktirmeye iteceğini ve bu durumun piyasada ek talep gerilimi yaratacağını ifade eden Chevron CEO'su, ekonomik gidişata dair şu uyarıda bulundu:
“Bir sonraki şokun kapıda olma ihtimali, politika yapıcıların dikkate alması gereken bir konu. Stokları yeniden doldurmadan önce ne kadar süre risk almak istedikleri, bence politika yapıcıların yüzleşmek zorunda kalacağı bir soru olacak. Bu durum uzun süre devam ederse bizi ekonomik yavaşlamaya ya da resesyona sürükleyebilir. Bu durumda talep tarafında bir dengeleme etkisi oluşabilir; bunu göz ardı edemezsiniz.”