

Kemal Kılıçdaroğlu, 2,5 yıl aradan sonra parti genel merkezinde kurulan dev kürsüden partililere ve Türkiye’ye seslendi.
Kılıçdaroğlu'nun açıklamalarından satır başları şöyle:
"Bu can bu tende kaldıkça, hakkı hukuku, adaleti herkes için savunacağım. Buraya gelen, İzmir'den Genel Merkez'e gelirken bir otobüsümüz hafif bir kaza geçirmiş ama onlara geçmiş olsun dileklerimi göndermek zorundayım. Sevgili kardeşlerim televizyonları başında bizi dinleyen saygıdeğer yurttaşlarım. Mücadelesi dağlar kadar büyük. Yürekleri denizler kadar berrak yol arkadaşlarım... Cumhuriyet Halk Partisi'nin vefakar kahramanları. Kadın kolları, Gençlik Kolları, onurlu parti örgütümüz ve bu aziz vatanın asıl sahibi asil evlatları sizlere sesleniyorum. Evinizdeki o sıcaklığa adalet meydanına, baba ocağına hoş geldiniz, şeref verdiniz.
"YAŞADIĞIMIZ MESELE YALNIZCA BİR KURULTAY TARTIŞMASI DEĞİLDİR"
Bu binanın önünde sizlere bakarken sadece bir Genel Merkez görmüyorum. Ben kardeşlerime, yoldaşlarıma ve evlatlarıma bakarken, ben sizlere bakarken adalet yürüyüşünde birlikte attığımız her adımda toprağa düşen helal alın terini görüyorum. Ben hak hukuk adalet mücadelesinde vatanperver Cumhuriyet Halk Partilileri görüyorum. Ben sizlere bakarken yoksulun, emekçinin, yetimin, hak mücadelesi için çarpan binlerce yüreği görüyorum.
Sevgili dostlarım sizlerle omuz omuza helalleşerek kucaklaşarak ülkenin geleceği için buradasınız, beraber mücadele edeceğiz. Hoş geldiniz tekrar söylüyorum. Sağ olun, var olun. Burası hepimizin halkın yuvasıdır. Partimizin vefakar evlatları. Bugün burada Cumhuriyet Halk Partisi'nin tarihsel namusunu, Türkiye Cumhuriyeti'nin demokratik güvenliğini, millet iradesinin onurunu ve devlet aklının geleceğini konuşmak için bulunuyorum. Çünkü yaşadığımız mesele yalnızca bir kurultay tartışması değildir. Bu mesele Türkiye'de siyasetin ahlâkla mı parayla mı hukukla mı operasyonla mı millet iradesiyle mi aparatlar üzerinden mi şekilleneceği meselesidir.
"BİZİM KİTABIMIZDA İNTİKAM YOKTUR"
Ben bugün çok açık konuşacağım. Ben bugün çok açık konuşacağım. Açık konuşacağım ama öfkeyle değil. Sert konuşacağım ama kinle değil. Gerçeği söyleyeceğim ama kimseyi aşağılamadan, hedef göstermeden, kimseye haksızlık etmeden. Çünkü bizim geleneğimiz budur. Çünkü biz Cumhuriyet Halk Partiliyiz. Bizim kitabımızda intikam yoktur. Bizim kitabımızda iftira yoktur. Bizim kitabımızda kin yoktur. Bizim kitabımızda mertçe helalleşme vardır, hesaplaşma vardır. Ama bu hesaplaşma kişisel değil ahlakidir. Bu hesaplaşma kişisel değil ahlakidir. Bizim kitabımızda bizim kitabımızda arınma vardır. Arınma. Ama bu arınma tasfiye değil, yeniden bir doğuştur.
"PARTİMİZİ KİMLER PAVYON MASALARINA MEZE ETMEYE ÇALIŞTI"
Biliyorsunuz, 38. Kurultayda bir bayrak değişimi olmuştu. Biz o gün dedik ki başımızın üstüne, Cumhuriyet Halk Partisi'nde demokrasi esastır dedik. Ve çekildik. Maalesef gördük ki kardeşlerim, durum öyle değil. O kurultay Türkiye siyasetinde bir milattır. O gün yaşananlar, o günden sonra ortaya çıkan iddialar, yargıya taşınan dosyalar kamuoyunda oluşan derin kuşkular ve bugün geldiğimiz nokta hepimize şunu göstermiştir; Bir siyasi partinin iç demokrasisi sakatlanırsa ülkenin de demokrasisi sakatlanır. Bunu her hafızasının bir yerinde tutması lazım. Bir partinin delegesinin iradesi şaibeli hale gelirse milletin iradesine duyulan güven sarsılır. Ve derin bir yara alır. Bir partinin yönetimi ahlâki meşruiyet sorunu yaşarsa o partinin Türkiye'de demokrasi vaat etmesi de imkansız hale gelir. Soruyorum size biz bu partiyi mahkeme salonlarında itibarımız çiğnensin diye mi büyüttük? Atamızın emaneti partimizi kimler pavyon masalarına meze etmeye çalıştı? (Yuhlayan vatandaşlara) Yuh yok yok arkadaşlar. Emanetimizi kimler mahkeme kapılarına düşürdü? Kimler kapalı kapılar ardındaki küçük hesaplarla kişisel ikbal telaşıyla ihanet etti? Şimdi bana soruyorlar, ne yapacaksın? Benim ne yapacağım bellidir. Ben hesap soracağım, hesap. Herkes bunu bilsin.
"TERTEMİZ BİR KURULTAY YAPACAĞIZ"
Sonra kurultay sandığını en kısa sürede önünüze getireceğim. Temiz, tertemiz bir kurultay yapacağız. Partilerimiz partimizin güvenli limanını işaret ve inşa edecek. O güvenli limana hep beraber gideceğiz. Doğru düzgün bir limana gideceğiz. Ben değil kardeşlerim, güvenli limanı sizler inşa edeceksiniz. Ve o sandıktan kim çıkarsa partinin meşru hukuk. lideri olacaktır. Başımızın tacı olacaktır. Biz usulsüzlüğe de koltuk sevdasına da geçit vermeyiz. Karşınızda duran bu adamı iyi tanırsınız. Ben hayatı boyunca hem bürokratik yaşamında hem de siyasi yaşamımda sadece ve sadece vatana millete hizmet etmiş bir kardeşinizim. Hesap uzmanlığından hesap uzmanlığından genel müdürlüğe milletvekilliğinden genel başkanlığa kadar devletin ve milletin her kademesinde görev yaptım. Tek bir kuruş boğazımdan aşağı haram lokma inmedi. Kul hakkı yemedim, yedirmedim Bundan sonra da bundan sonra da açıkça söylüyorum yedirmeyeceğim, yedirmeyeceğim.
"SİZLERDEN ÖZÜR DİLİYORUM, BENİ AFFEDİN"
Şimdi müsaade edin ömrünün en zor yürüyüşünü yapan bu kardeşiniz bu yaşlı adam sizinle tam bu noktada tarihi önünde açıkça helal etsin. Benim bu millete bu aziz millete bu cefakar örgüte bir özür borcum var. Bu milletin kurtuluşu, adaleti ve aydınlık geleceği için başlattığım o kutsal yürüyüşe arkamızdan sinsice sızan, ruhunu satmış FETÖ terör örgütü ajanlarını zamanında fark edemediğim için sizlerden özür diliyorum. Biz vatan dedikçe biz vatan dedikçe biz millet dedikçe kapalı kapılar ardında dış odaklardan medet uman onlardan icazet ve yardım dileyen o gafilleri koynumda beslediğim için sizlerden özür diliyorum. Sizin o nasırlı ellerinize helal lokmalarınızdan artırarak bu partiye verdiğiniz emekleri kendi kurdukları o haram sofralarına meze yapanları o hortumları zamanında kesmediğim için sizlerden özür diliyorum. Cumhuriyet Halk Partisi'nin şerefli delegelerini pavyon masalarında pazarlık konusu yapanların Mustafa Kemal'in partisini mahkeme kapılarına düşürüp itibarımızı ayaklar altına almaya çalışanların maskesini vaktinde indiremediğim için sizlerden özür diliyorum. Halkın belediyesinde, halkın belediyesinde yetimin hakkına göz dikip, rüşvete talanına bulaşan o rüşvetli belediye başkanlarını bu partiden söküp atamadığım, onları tek tek ayıklayamadığım için örgütümden ve tarihi önünde hak deryasından özür diliyorum. Benim temiz niyetimi, bu ülkeye olan sevdamı sırtımdan hançerlenmek için kullananları göremedim. Hakkınızı helal edin ve beni affedin.
Değerli dostlarım, değerli yolda arkadaşlarım. 2 yıldır çıkıp kürsülerden ne dediler? İki yıl boyunca bu yönetim her sıkıştığında neyin arkasına sığındı? Baba ocağı değil, dediler mi, değil mi? Ağızlarından bir kutsal kavramı hiç düşürmediler. Şimdi o iki yıllık büyük yalanlarla yüzleşmek için tam da bu binanın önünde sizlere açık açık söylüyorum. Cevap verin bana. Sizin o her fırsatta diline doladığınız baba ocağında rüşvet olur mu?
Türkiye İçin Tertemiz Bir Başlangıcın Arifesinde Halkımızla Bayramlaşıyoruz https://t.co/JBrQulKBM6
— Kemal Kılıçdaroğlu (@kilicdarogluk) May 30, 2026
Sayfa başına git







