İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) tarafından yapılan araştırma, kentte haziran ayında partikül madde (PM10) kaynaklı hava kirliliğinin geçen yılın aynı dönemine göre yaklaşık yüzde 6 azaldığını ortaya koydu. Uzmanlar, hava kalitesindeki iyileşmede yağışlı ve rüzgarlı meteorolojik koşulların etkili olduğuna dikkat çekti.
İTÜ Uçak ve Uzay Bilimleri Fakültesi İklim Bilimi ve Meteoroloji Mühendisliği Bölümü Başkanı Prof. Dr. Hüseyin Toros’un yürüttüğü çalışmada, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile İstanbul Büyükşehir Belediyesinin (İBB) hava kalitesi ölçüm istasyonlarından elde edilen PM10 verileri incelendi.

Araştırmaya göre, İstanbul’da 2025 yılı haziran ayında metreküp başına ortalama 31,48 mikrogram olan PM10 değeri, 2026’nın aynı döneminde 29,45 mikrograma geriledi. Böylece partikül madde kaynaklı hava kirliliğinde yaklaşık yüzde 6’lık düşüş kaydedildi. Kent genelindeki 26 ölçüm istasyonunun 17’sinde hava kirliliği azalırken, 9 istasyonda artış görüldü.
EN YÜKSEK DEĞERLER SULTANGAZİ VE SANCAKTEPE’DE
Haziran ayında en yüksek PM10 değeri metreküp başına 53,11 mikrogram ile Sultangazi 2 istasyonunda ölçüldü. Bu istasyonu 52,94 mikrogramla Sultangazi 3 ve 51,64 mikrogramla Sancaktepe izledi.
En düşük değer ise 14,32 mikrogramla Üsküdar 1 istasyonunda kaydedildi. Maslak’ta 15,64, Kandilli 1’de ise 16,27 mikrogram ölçüm yapıldı.
Yıllık değişimde hava kirliliğinin en fazla arttığı istasyon yüzde 60,73 ile Sarıyer olurken, Sultangazi 2’de artış oranı yüzde 46,83 olarak hesaplandı. En büyük düşüş ise yüzde 35,43 ile Üsküdar 1 istasyonunda görüldü. Üsküdar’ı yüzde 34,88 ile Aksaray ve yüzde 33,03 ile Esenler takip etti.
“BU YIL HAVA KALİTESİNDEKİ İYİLEŞMEDE METEOROLOJİK ŞARTLAR ETKİLİ”
Çalışmayı değerlendiren Prof. Dr. Hüseyin Toros, geçen yılın haziran ayı ile bu yılın aynı dönemini karşılaştırdıklarını belirterek, “2025 yılı Haziran ayında partikül madde 31,5 mikrogram/metreküp iken, 2026 yılı Haziran ayında 29,5 mikrogram/metreküpe düştü. Yani hava kirliliği değerlerinde yaklaşık yüzde 6 civarında bir iyileşme söz konusu.” dedi.
Toros, “Bu yıl meteorolojik olarak daha yağışlı dönemler yaşadık. Atmosfer daha hareketliydi, rüzgarlar daha fazlaydı. Yağış sistemlerinin geçmesi atmosferin doğal olarak temizlenmesini sağladı.” ifadelerini kullanarak, yağış ve rüzgarın kirleticilerin atmosferden uzaklaşmasını hızlandırdığını söyledi.
“HER YIL YAKLAŞIK 8 MİLYON İNSANIN ÖLÜMÜNDEN HAVA KİRLİLİĞİ SORUMLU”
Partikül maddelerin boyutu küçüldükçe solunum sisteminin daha derin bölgelerine ulaşabildiğini vurgulayan Toros, hava kirliliğinin başta solunum ve kalp-damar hastalıkları olmak üzere birçok sağlık sorununa yol açtığını belirtti.
Hava kirliliğini “gizli katil” olarak nitelendiren Toros, “Dünya Sağlık Teşkilatının yaptığı çalışmalara göre her yıl yaklaşık 8 milyon insanın ölümünden hava kirliliği sorumlu. Soluduğumuz havanın kalitesi sağlığımızı doğrudan etkiliyor. İş verimliliğini düşürüyor, hastane maliyetlerini artırıyor ve özellikle dezavantajlı grupların daha sık sağlık hizmeti almasına neden oluyor.” diye konuştu.
Toros, hava kalitesinin kalıcı olarak iyileşmesi için yolların temiz tutulması, çevreye atık bırakılmaması, araç kullanımında ani fren ve ani hızlanmadan kaçınılması ile toplu taşımanın tercih edilmesinin önem taşıdığını ifade etti.