

İBB davasının 77’nci duruşmasında reklam şirketi sahibi tutuksuz sanık Eyüp Subaşı savunmasını gerçekleştirdi. Eyüp Subaşı, reklam alanlarının elinden nasıl alındığını ve Murat Ongun ile Fatih Keleş'in kurduğu baskı sürecini mahkemede tüm ayrıntılarıyla itiraf etti.
ŞİRKETİNE YÖNELİK BASKILARI SİSTEM OLARAK TANIMLADI
Ekrem İmamoğlu’nun 2014 ve 2019 seçim kampanyalarında reklam çalışmalarını yürüten isimlerden Panofect Medya’nın sahibi Eyüp Subaşı, mahkeme huzurunda çarpıcı açıklamalarda bulundu.
Etkin pişmanlık kapsamında daha önce verdiği ifadelerin arkasında olduğunu açıklayan Subaşı, İBB’de reklam işlerinin yürütülmesine ilişkin kurulan yapıyı sistem olarak adlandırarak ayrıntılarıyla anlattı.
Kendi yatırımıyla büyüttüğü dijital reklam alanlarının Murat Ongun'un yönlendirmesiyle Reklamist isimli firmaya devredilmek istendiğini belirten Subaşı, bu duruma direndiği süreçte reklam alanlarının indirildiğini ve şirketine 47 milyon TL ecrimisil çıkarıldığını beyan etti.
"YA ORTAK EDECEKSİN YA DA TAMAMEN DEVREDECEKSİN"
Subaşı'nın mahkemede doğruladığı 28 Mayıs 2025 tarihli ifadesine göre, dijital reklam alanlarının devri için ilk olarak Fatih Keleş'in Mermerciler Sitesi'ndeki ofisinde bir toplantı yapıldı. Subaşı, bu görüşmede kendisine sunulan dayatmaları aktararak Fatih Keleş'in süreci Murat Ongun'un yöneteceğini söylediğini belirtti ve "Murat Ongun bu işe ortak olmak istiyor, ya ortak edeceksin ya da devredeceksin." şeklinde konuştu.
Görüşmenin ardından Tuncay Yılmaz'ın da sürece dahil olduğunu anlatan Subaşı, yaklaşık bir hafta sonra Sütlüce'de bulunan İBB iletişim çadırında Murat Ongun, Fatih Keleş ve Tuncay Yılmaz'la bir araya geldiklerini ifade etti. Bu toplantıda Murat Ongun'un kendisine dijital reklam alanlarını Reklamist şirketine devretmesini veya söz konusu şirketle ortaklık kurarak süreci yürütmesini teklif ettiğini söyledi.
TUNCAY YILMAZ GÖRÜŞMELERE İMAMOĞLU ADINA KATILDI
Mahkeme Başkanı, Subaşı'nın önceki ifadesinde yer alan kritik bir bölümü duruşmada yeniden gündeme getirdi. Subaşı'nın daha önceki beyanlarına göre, Reklamist'e devir süreci görüşülürken Tuncay Yılmaz'a bu konudan Ekrem İmamoğlu'nun bilgisi olup olmadığını sorması üzerine Yılmaz, toplantının Ekrem Başkan'ın bilgisi dahilinde yapıldığını beyan etmişti.
Mahkeme Başkanı'nın buradaki ifadelerin doğru olup olmadığını sorması üzerine Subaşı durumu onayladı ve "Doğrudur Sayın Başkan." yanıtını verdi. Subaşı ayrıca Tuncay Yılmaz'ın söz konusu görüşmelere doğrudan başkan adına katıldığını söylediğini de mahkeme huzurunda ifade etti.
"DEVİR BASKISI ÜÇ AY BOYUNCA KESİNTİSİZ DEVAM ETTİ"
Subaşı'nın anlatımına göre devir süreci tek bir toplantıyla sınırlı kalmadı. Önce Fatih Keleş ve Tuncay Yılmaz'la Mermerciler'de, ardından Murat Ongun'un da katıldığı İBB iletişim çadırındaki toplantıda devir konusu yoğun bir şekilde görüşüldü.
Daha sonra Tuncay Yılmaz ve Nihat Sütlaş'ın Subaşı'nın ofisine gittiği, sonrasında Murat Ongun, Tuncay Yılmaz, Uğurhan Atma ve Nihat Sütlaş'la Neş Plaza'da yeniden bir araya gelindiği anlatıldı.
Subaşı, yaklaşık 3 ay boyunca devam eden görüşmelerde önüne konulan şartları kabul etmediğini ve görüşmelerden sonuç alınamamasının ardından şirketinin işlettiği bazı reklam alanlarının indirildiğini beyan etti. Yaşanan bu gerilimli süreci ise tamamen sistematik yıldırma ve anlaşmaya zorlama olarak anlattı.
ANLAŞILAN RAKAM DÜŞÜRÜLDÜ VE ŞİRKETE CEZA KESİLDİ
Subaşı'nın mahkemedeki beyanına göre dijital reklam alanlarının devri için başlangıçta şifahen 75 milyon TL üzerinde anlaşma sağlandı. Ancak Subaşı, bu rakamın Murat Ongun'un yönlendirmesiyle 46 milyon TL'ye düşürüldüğünü ve devir bedelinin de Kültür AŞ'ye olan borçlarına mahsup edildiğini söyledi.
Yıllarca yatırım yaptığı alanları devretmek zorunda kaldığını anlatan Subaşı, alanların sonrasında başkasına verildiğini hatırlattı ve "Madem sonunda başkasına devredilecekti, neden bizden alındı?" diye sordu.
Subaşı, dijital reklam alanlarının devri sürecinde kendisinin sıkıştırılması amacıyla şirketine yaklaşık 47 milyon TL ecrimisil çıkarıldığını daha önce verdiği ifadesinde anlattı. Duruşma savcısının sorusu üzerine buna birebir şahit olmadığını ifade eden Subaşı, "Kağan Sürmegöz'ün Murat Bey'den onay almadan o ecrimisili keseceğini tahmin etmiyorum." dedi. Subaşı, Murat Ongun'un reklam alanları konusundaki tutumunun belediye bürokrasisinde tam bir karşılık bulduğunu ifade ederek, reklamların indirilmesi dahil yaşadığı tüm süreçleri buna örnek olarak gösterdi.
"SÖZLEŞMELERİMİZ İPTAL EDİLDİ TİCARİ ENKAZ ALTINDA KALDIK"
Galatasaray Stadı'nın reklam hakları sürecinde de haksızlığa uğradığını belirten Subaşı, "Murat Ongun bizzat beni arayarak bu reklam yerinin indirildiğini, indirilmesi gerektiğini ve reklama kapatılacağını bildirdi." diyerek daha sonra aynı yerin başka bir firmaya verildiğini öğrendiğini söyledi.
Panofect Medya'nın kamu bütçesinden tek kuruş almadan kamuya kira ödeyen bir şirket olduğunu belirten Subaşı, "Eğer örgüt tarafından korunan kayrılan bir yapı olsaydık yıllarca kira indirim taleplerimiz reddedilir miydi?" diye sordu. Metro raylı sistemler reklam ihalesinde de benzer mağduriyetler yaşadıklarını ifade eden Subaşı, "Sosyal sorumluluk projesi olarak adlandırdığımız bu proje bile... sistemin beklentisiyle karşı karşıya kaldık." diyerek Ertan Yıldız'ın 20 milyon liralık talebiyle karşılaştıklarını iddia etti.
Bu talebi kabul etmek zorunda kaldığını ancak kısa süre sonra sözleşmelerinin iptal edildiğini belirten Subaşı, şirketlerinin ağır bir ekonomik yük altına bırakıldığını söyledi.
"ETKİN PİŞMANLIK İFADELERİMİN ARKASINDAYIM FAKAT ÖRGÜT ÜYESİ DEĞİLİM"
Etkin pişmanlık kapsamında verdiği ifadelerin arkasında olduğunu belirten Subaşı, "Biz etkin pişmanlıkta söylediklerimizin sonuna kadar arkasındayız." dedi. Ancak bu ifadelerin örgüt üyeliği şeklinde yorumlanmasını kabul etmediğini vurgulayan Subaşı, "Olsa olsa ticari mağduriyet mağdur sıfatıyla bu sürecin bir parçasıyım." diyerek bu davada sanık değil, ticari mağdur olarak bulunması gerektiğini savundu.
19 Mart sabahı yaşadıklarını da anlatan Subaşı, "19 Mart ve sonrası tabii ki hayatımız olağanüstü bir şekilde değişti." diyerek şirketlerine kayyum atandığını ve ağır ekonomik zorluklar yaşadıklarını belirtti. Subaşı, "Benim pişmanlığım ticaretimi devam ettirmek için çalışanlarımı ayakta tutabilmek... için kendi irademle oluşturmadığım... süreçlerle karşı karşıya kalmış olmamdan ibarettir." diyerek beraatini talep etti.
MAHKEME BAŞKANI'NDAN 'SİSTEM' VE 'YAN TEKLİF' SORULARI YÖNELTİLDİ
Mahkeme başkanı, Subaşı'na ifadelerinde geçen 'sistem' ve 'yan teklif' kelimelerini sordu. Subaşı, 'sistem' kelimesini danışmanlardan duyduğunu ve karşılaştığı durumun sistematik bir yapı olduğunu belirterek, "Eğer Fatih Keleş bir talepte bulunabiliyorsa, Ertan Yıldız bir talepte bulunabiliyorsa ya da sistematik olarak benim kurmuş olduğum ekranların bir yönlendirmesi varsa ben gayet tabii bunu bir sistematik olgu olarak algılıyorum." dedi.
'Yan teklif' konusunu da açıklayan Subaşı, "Bizim Kültür AŞ ile olan bütün süreçlerimize Kültür AŞ resmi olarak alt fatura zaten talep eder." diyerek piyasa değerlendirmesi için diğer firmaların tekliflerini toplamak zorunda olduklarını ifade etti.
REKLAM ALANLARI DEVRİNDE MURAT ONGUN'UN YÖNLENDİRMESİ VARDI İDDİASI
Duruşma savcısının sorularını da yanıtlayan Subaşı, reklam alanlarının devri sürecinde Murat Ongun'un yönlendirmesi olduğunu yineledi. Subaşı, "Reklamist'le görüşmelerimi özellikle dijital ekranları devredene kadarki süreçte ya da bu kararın verilene kadarki süreçte Murat Ongun vesilesiyle bu görüşmeleri yaptık ve Murat Ongun'un yönlendirmesiyle yapıldı bu görüşmeler." dedi.
Savcının, Ertan Yıldız'a verilen paralar hakkındaki sorusuna ise Subaşı, "Ertan Yıldız kişisel olarak kendi almadı. Ertan Yıldız bir aracı gönderdi... Dolayısıyla 5 milyon bir, 5 milyon bir, sonra bir de 10 milyon, üç farklı rakam olmak üzere." diyerek paraları elden verdiğini belirtti.
Tüm bu süreçlerde hür iradesiyle ifade verdiğini ve herhangi bir baskıya maruz kalmadığını belirten Subaşı, adalet istediğini vurguladı.
Sayfa başına git







