Doğum sonrası dönem anneler açısından ruhsal açıdan hassas bir evreyi de beraberinde getiriyor. Doğum sonrası depresyonun (DSD) hem annenin yaşam kalitesini hem de bebeğin gelişimini etkileyebilen ciddi bir halk sağlığı sorunu olduğuna dikkat çekiliyor.
Cumhuriyet’e konuşan El Bebek Gül Bebek Derneği Başkanı İlknur Okay, doğum sonrası hüznü ile depresyonun birbirinden ayrılması gerektiğini vurguladı.
HER ALTI ANNEDEN BİRİNDE GÖRÜLÜYOR
Okay, doğum sonrası hüznünün genellikle doğumdan sonraki 3 ila 5 gün içinde ortaya çıkan, geçici ruh hali dalgalanmaları olduğunu belirterek bu durumun yüzde 40 ila 80 oranında görülebildiğini ifade etti. Buna karşılık doğum sonrası depresyonun, majör depresyonla benzer şekilde günlük yaşamı belirgin biçimde etkileyen klinik bir tablo olduğunu ve yaklaşık her altı anneden birinde görüldüğünü söyledi.

Günlük sorumlulukları yerine getirmekte zorlanma, uyku ve iştah düzeninde ciddi değişiklikler, yoğun umutsuzluk duygusu ve daha önce keyif alınan etkinliklere karşı ilgisizlik önemli belirtiler arasında yer alıyor. Okay, bu şikâyetlerin iki haftadan uzun sürmesi, şiddetlenmesi ya da annenin işlevselliğini belirgin şekilde bozması halinde gecikmeden bir psikiyatriste başvurulması gerektiğini vurguladı.
Uzmanlar, erken farkındalık ve destek mekanizmalarının devreye girmesinin hem anne hem de bebek sağlığı açısından kritik önem taşıdığını belirtiyor.