Turktime

Bakan Gürlek'ten iki kritik görüşme: "Devlet isterse ortaya çıkarır"

Adalet Bakanı Akın Gürlek, gazeteci Uğur Mumcu ve eski Özel Harekat Daire Başkanı Behçet Oktay'ın ailelerini kabul ederek suikast ve ölüm dosyalarındaki son durumları değerlendirdi.
ABONE OL
Abone Ol
Bakan Gürlek'ten iki kritik görüşme:
Haberler / Siyaset
6 Ağustos 2026 Perşembe 20:18
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş

Adalet Bakanı Akın Gürlek, gazeteci Uğur Mumcu ve eski Özel Harekat Daire Başkanı Behçet Oktay'ın ailelerini kabul ederek suikast ve ölüm dosyalarındaki son durumları değerlendirdi.

"SAYIN MÜDÜRÜMÜZ FETÖ'NÜN RADARINDAYDI"

Adalet Bakanı Akın Gürlek, ilk olarak 2009 yılında hayatını kaybeden eski Özel Harekat Daire Başkanı Behçet Oktay'ın ailesiyle görüşerek şüpheli ölümün tüm yönleriyle yeniden inceleneceğini açıkladı.

Görüşmede, ailenin FETÖ'nün olayda rolü olduğuna yönelik iddiaları ve dosyanın yeniden kapsamlı bir şekilde incelenmesi talepleri gündeme geldi. Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığının karanlık kalmış cinayetleri aydınlatma çalışmalarını hatırlatan ve ilk andaki gözlemlerin önemine değinen Bakan Gürlek, "Bu konuda da özellikle ailelerimizle görüşme yapıyoruz. Çünkü sizin gözlemleriniz, ilk olay anında gördükleriniz, bilgileriniz sıcağı sıcağına çok önemli. Bu konuda toplantılara önem veriyoruz. Tekrardan başınız sağ olsun." dedi.

Olayın gerçekleştiği dönemde Oktay'ın örgütün radarında olduğuna işaret eden Gürlek, "Çok önemli. O tarihlerde Sayın Müdürümüz, FETÖ'nün radarındaydı. Vazifesini yaptığı dönem, örgütün tam palazlanmaya başladığı zaman, 2009 yılı." ifadelerini kullandı.

DİNK VE YAZICIOĞLU DOSYALARINDAKİ GİBİ FETÖ İZLERİ ARANACAK

2007-2010 yılları arasındaki olayların ayrıntılı şekilde değerlendirildiğini aktaran Gürlek, "Hrant Dink, rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu cinayeti. Daha sonra da rahmetli Behçet Oktay'ın ölümünden dolayı bu tarihlere iyi bakıyoruz. Özellikle burada FETÖ'nün parmak izi çıkabilir mi? Çünkü genelde bir organize eylem olabiliyor." şeklinde konuştu.

Olayda şüpheli hareketlerin bulunduğunu ve baz istasyonu çalışmalarının yapılması gerektiğini belirten Gürlek, "Özellikle olay tarihindeki bir bölgesel baz istasyon çalışması yapılması gerekiyor. Genişletilmiş. Yani telefon sinyalleri kimler bulunuyor? Gerekirse geçmiş örnek kamera görüntülü var mı? Kimler irtibatlı? Onlara bakmak lazım. Müdahale eden, ilk olaya müdahale eden kimler? İşte görevli polisler kimler o tarihteki..." dedi.

YENİ TEKNOLOJİLERLE GÖZDEN KAÇAN DELİLLER ORTAYA ÇIKARILACAK

Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığındaki profesyonel ekibin teknik delilleri bulmak için çalıştığını bildiren Gürlek, "Zaten bu birimi kurma amacımız da özellikle ayrı bir bakış açısıyla, ayrı bir gözle dosyada henüz aydınlatılmamış ya da ortaya çıkarılmamış teknik delilleri ortaya çıkartmak. Tabii şu an günümüz teknolojisi gelişti. Daha fazla, daha farklı yöntemlerle inceleme yöntemimiz var. Arkadaşlarımız çalışıyor. Burada daire başkanımız var, altındaki hakimlerimiz var. Savcılarımızla, Ankara Başsavcılığımızla da irtibatta." değerlendirmesinde bulundu.

Kurumun bugüne kadarki çalışmaları sonucunda 27 dosyada 30 failin tespit edildiğini aktaran Bakan Gürlek, dönemin atmosferine dikkat çekerek devletin bu işin peşini bırakmayacağını vurguladı ve "Ama burada özellikle o tarihteki atmosfere bakmak lazım. Yani rahmetlinin öldürüldüğü ya da intihar eyleminin gerçekleştiği tarih 2009 tarihi. O tarihteki Türkiye atmosferine bakmak lazım. Yani burada kimin menfaatine olacak bu eylem. Özellikle biz devlet olarak yanınızdayız, sonuna kadar bu işle mücadele edeceğiz. İnşallah burada karanlık bir nokta kalmayacak. Sonuna kadar bu işin peşini bırakmayacağız. Suçlu varsa da bunu çıkartmak devletin görevi." ifadelerini kullandı.

Görüşmeye ilişkin sosyal medya hesabından bir mesaj paylaşan ve olayın tüm yönleriyle aydınlatılması için süreci takip edeceklerini ifade eden Gürlek, "17 yıl önce şüpheli şekilde hayatını kaybeden eski Özel Harekat Daire Başkanı Behçet Oktay’ın oğlu Burak Oktay ve kız kardeşi Şule Oktay ile Bakanlığımızda bir araya geldik. Başta FETÖ bağlantısı iddiası olmak üzere, olaya ilişkin tüm şüpheler yeniden ve kapsamlı biçimde incelenecek; hiçbir husus karanlıkta bırakılmayacaktır. Behçet Oktay’ın şüpheli ölümünün bütün yönleriyle aydınlatılması ve maddi gerçeğin ortaya çıkarılması için süreci yakından takip edeceğiz. Olayda kimin dahli bulunursa bulunsun, gerçeğin ortaya çıkarılması için bu meselenin sonuna kadar takipçisi olacağız. Merhum Behçet Oktay’a bir kez daha Yüce Allah’tan rahmet; ailesine ve sevenlerine sabır ve metanet diliyorum." dedi.

AİLE BİREYLERİ SORUŞTURMA SÜRECİNDEKİ EKSİKLİKLERİ VE ŞÜPHELERİ DİLE GETİRDİ

Dönemin Taraf ve Zaman gazetelerinin Ergenekon sürecinde Behçet Oktay'a yönelik mobbing haberleri yaptığını hatırlatan Şule Oktay, olay günü eve yemeğe gelmesi beklenen ağabeyinin son anda başka bir organizasyona gittiğini belirterek soruşturma sürecindeki eksiklikleri dile getirdi ve "Gece saat 03.00'te kapımız çaldı, 'Behçet Oktay intihar etti' diye. Saat 04.00'te bizim biletlerimiz alındı. Apar topar uçağa bindirildik. Birinci haftasında yeğenlerim çağırılmış. Soruşturma bitti. Yani dosyada hiçbir inceleme yapılmadı, bizim bilgimize dahi başvurulmadı. 2 adet cep telefonu var bunlara yer verilmedi. Kasasının anahtarı alınmış götürülmüş, telefonla görüşmeler yapılmış. Dosyayı kapattılar." dedi.

Ağabeyinin sağ eliyle çay dahi karıştırmadığını ifade eden Şule Oktay, her iki elde de barut izi bulunmasının şüpheli olduğunu kaydederek, "Ağabeyim sağ eliyle çay bile karıştırmazdı." şeklinde konuştu. Silahtaki mermilerin babasına ait olmadığını savunan Burak Oktay ise, "Babam hep aynı mermileri kullandı. Yedek şarjör olan mermiler aynı ama silahtaki mermiler babamın mermileri değil." ifadelerini kullandı.

Babasının korumalarının da şahit olduğu süreçte lojmandaki komşularının çoğunun FETÖ'den firari duruma düştüğünü ve usulsüz dinlemeler yapıldığını belirten Burak Oktay, "Mesela buna babamın korumaları da şahit. Ondan sonra zaten bu oturduğumuz lojman itibarıyla bütün komşularımız FETÖ'den firariler. Babamı 'Hizbullah militanı' diye dinlemeye aldırdılar. Firari Recep Güven 'kendisini öldürttü' yorumunu yaptı." dedi. Konuyla yakından ilgilenilmesi ve görüşme imkanı sağlanması nedeniyle Şule ve Burak Oktay, Bakan Gürlek'e teşekkür etti.

UĞUR MUMCU DOSYASINDAKİ YENİ ÇALIŞMALAR DEĞERLENDİRİLDİ

Bakan Gürlek daha sonra, 24 Ocak 1993'te Ankara'da bombalı suikast sonucu hayatını kaybeden gazeteci Uğur Mumcu'nun eşi Şükran Güldal Mumcu ve oğlu Özgür Mumcu ile yaklaşık bir buçuk saat süren bir toplantı yaptı.

Dosyadaki son durumun ele alındığı görüşmede, firari sanık Oğuz Demir hakkındaki yargılamanın Ankara 5'inci Ağır Ceza Mahkemesinde sürdüğü ve yeni çalışmaların yürütüldüğü kaydedildi. Aile avukatlarının dosya hakkındaki görüşlerinin de dinlendiği toplantının sonunda Güldal Mumcu, on yıl önce kaleme aldığı kitabını Bakan Gürlek'e takdim etti.

DEVLET KURUMLARI FAİLLERİ BULMAK İÇİN SÜRECİ YÜRÜTECEK

Bakan Gürlek, cinayetin tüm yönleriyle aydınlatılması gerektiğini ve devletin bu süreçte kararlılıkla üzerine düşeni yapacağını ifade ederek, "Özellikle rahmetlinin bakmış olduğu dosyalar, olaylar, ele aldığı yazılardan dolayı bir kesimin radarına girdiğini düşünüyoruz. Bu konuda devlet sonuna kadar kararlıkla mücadele edecek. Burada tabii bir cinayet var. Bu cinayetin tüm yönleriyle ortaya çıkarılması gerekiyor" dedi.

Ortada bir suç varsa devletin faili bulmak mecburiyetinde olduğunu belirten Gürlek, "Geçmişte yaşanan bu şekilde dosyaları ele aldık. Ortaya çıkarılmamış cinayetler. Bunlar eski tarihli; 15, 20, 25 yıllık cinayetler var. Bizim bu büronun kuruluş amacı; bu mücadelede sonuna kadar kararlılıkla mücadele etmek, üzerine gitmek, karanlık noktalar varsa, o zaman gözden kaçan deliller varsa onları ortaya çıkartmak" ifadelerini kullandı.

"DEVLET İSTERSE ORTAYA ÇIKARIR"

Karanlıkta kalan bazı noktalar bulunduğunu ve yurt dışındaki firari şüphelilerin peşinin bırakılmayacağını aktaran Gürlek, "Bir şahıs, şu an firari. Elbette kırmızı bülten çıkarttık, getirilmesi için bütün iletişim kanalları da kullanıyoruz. Ama onun haricinde de bazı şüphelendiğimiz konular var" şeklinde konuştu. Devletin olayları aydınlatmadaki yetkinliğine dikkat çeken Bakan Gürlek, "Eski Türkiye'de şahıslar maalesef devlet kurumlarının bazen önüne geçmiştir. Ama her zaman devlet muktedirdir. Bunu hiçbir zaman unutmayın. Devlet, her zaman bir olay isterse ortaya çıkartır. Şu an biz samimiyetle bu süreci yürüteceğiz. Çözdüğümüz olaylar da oldu" dedi.

Gürlek, Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığının çalışmaları kapsamında yeni belgeler bulunduğunda ailelerin kuramlarla doğrudan iletişime geçebileceğini söyleyerek, "O Oğuz Demir İran'a gitti, Avusturya'ya gitti. Mutlaka bunu devlet iade etmek zorunda. Bizim en azından onun peşinde olduğumuzu hissettirmemiz lazım. Orada rahat olmaması lazım. Karanlık kalan noktalar varsa. Başka birileri varsa, onları da ortaya çıkartmak zorundayız. Devletin temel görevi bu. Bu konuda da biz kararlıyız" açıklamasında bulundu.

"ARKASINDAKİ GÜÇLERİN KİM OLDUĞUNU BİLMEK İSTİYORUZ"

Görüşmede söz alan Güldal Mumcu, arka plandaki bağlantıların açığa çıkarılmasını istediklerini dile getirerek, "Tabii ki biz arkasındaki güçlerin kim olduğunu, kimlerin bunları koruduğunu bilmek istiyoruz" dedi. Olayın bağlantılarının çözülmesinin önemine değinen Özgür Mumcu ise beklentilerini, "Birtakım failler var; bunun arkasındaki bağlantılar. Devletin bunu ortaya çıkartma iradesi göstermesi bizi sadece memnun eder" şeklinde dile getirdi.

YORUM EKLE

Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır

YORUMLAR


   Bu haber henüz yorumlanmamış...

DİĞER HABERLER

Sayfa başına gitSayfa başına git
Facebook Twitter Instagram Youtube
GÜNCEL SİYASET DÜNYA MEDYA MAGAZİN SPOR YAZARLAR RÖPORTAJLAR PORTRELER ANKARA KULİSİ FOTO GALERİ VİDEO GALERİ KÜLTÜR SAĞLIK EKONOMİ TEKNOLOJİ ANALİZ TEKZİP
Masaüstü Görünümü
İletişim
Künye
Copyright © 2026 Turktime