Türkiye'nin 5G teknolojisine geçiş süreciyle birlikte artan sağlık endişelerine ilişkin İstanbul Medipol Üniversitesi'nden Prof. Dr. Hüseyin Arslan rahatlatıcı açıklamalarda bulundu.
Arslan, 5G ile gelecek yeni frekansların insan sağlığı üzerindeki etkisinin mevcut 4.5G veya önceki nesil teknolojilerden daha farklı olmayacağını vurguladı.
YENİ FREKANSLAR VE GÜVENLİK
5G ile birlikte devreye girecek geniş bantlar ve yeni frekansların vatandaşlarda soru işareti yarattığını belirten Prof. Dr. Arslan, bu durumun biyolojik risk açısından bir kırılma yaratmayacağını ifade etti. Arslan, 5G altyapısında kullanılacak dalga boylarının ve enerji seviyelerinin, halihazırda hayatımızın parçası olan iletişim standartlarıyla benzer güvenlik sınırları içinde kaldığını dile getirdi.
"2G VE 3G DAHA GÜÇLÜ SİNYAL YAYIYOR"
Halk arasında baz istasyonu sayısının artacağına yönelik endişelere de değinen Arslan, bir karşılaştırma yaptı. Eski teknolojilerin (2G ve 3G) 5G'ye oranla aslında daha güçlü sinyaller yaydığına dikkat çekerek şu değerlendirmeyi yaptı: "Eğer endişe edeceksek onlardan endişe etmemiz lazım, onları da zaten yıllardan beri kullanıyoruz. Şu ana kadar kesinleşmiş, net bir zararını görmedik."
RADYASYON SEVİYESİ VE SAĞLIK KRİTERLERİ
Cep telefonları ve baz istasyonlarından yayılan sinyallerin "iyonlaştırıcı olmayan" radyasyon sınıfında olduğunu hatırlatan Arslan, bu güçlerin insan sağlığını tehdit edecek seviyelerde olmadığını belirtti.
5G'nin daha çok noktada bulunacak olması, sinyal gücünün cihazlar bazında daha düşük tutulmasına imkan tanıyarak radyasyon maruziyetini kontrol altında tutan bir mimari sunuyor. (İHA)